İstanbul Sirkeci’de tasarlanan bu proje; tarihi yarımadanın en yoğun ve en köklü akslarından birinde, kentin mirası ile çağdaş mimariyi kesiştiren bir kamusal yapı olarak kurgulanıyor.
Yapının ana fikri, arkadaki tarihi Sirkeci Garı ve çevresindeki neo-klasik yapı dokusuyla güçlü bir diyalog kurarak, şehre gelen ziyaretçilere yön veren, bilgilendiren ve aynı zamanda kentsel yaşamın parçası olan şeffaf bir odak noktası oluşturmaktır. Mimari, geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurarak mekânı yalnızca bir "danışma" alanı olmaktan çıkarıp, kültürel bir deneyim merkezine dönüştürüyor.
Modern çelik taşıyıcı sistem ve metal kaplama ile inşa edilen tonozlu (kemerli) yapı kabuğu, tarihi yarımadanın geleneksel kemer formlarını çağdaş bir dille yeniden yorumluyor. Tarihi garın tuğla ve taş dokusunun önünde, parlak metalik yüzeyler ve tamamen şeffaf cam cephelerle soyut bir kütle oluşturarak, zamansız ve zamana meydan okuyan bir silüet çiziyor.
Kamusal Alan, Kentsel Tasarım ve Peyzaj
Projenin en güçlü yönlerinden biri, kentle kurduğu doğrudan ilişkidir. Yapı, kaldırım hattından içeri doğru çekilerek geniş, tamamen kamusal ve peyzajlı bir meydan oluşturuyor.
Bu meydan; yumuşak kıvrımlı yürüyüş yolları, yoğun bitkilendirilmiş oturma adaları (organik banketler), aydınlatma elemanları ve ziyaretçilerin dinlenebileceği alanlarla, deniz kıyısı ile şehir arasında geçiş sağlayan sosyal bir aksta yer alıyor. Böylece bina, turistlerin yanı sıra İstanbulluların da kullanabileceği bir kentsel yaşam parçası haline geliyor.
İç Mekân ve Fonksiyonel Kurgu
İç mekânda, dış kabuğun kavisli formları içeriye de taşınarak yüksek, ferah ve akustik olarak optimize edilmiş bir hacim yaratılmış. Devasa cam cepheler, tarihi garın ve şehrin manzarasını iç mekânın doğal bir tablosu gibi çerçeveliyor. Mekânda "Danışma", "Eminönü Turizm Merkezi" ve "İstanbul'u Keşfet" gibi bilgilendirme ve yönlendirme odakları, ahşap, taş ve doğal tonlardaki sakin bir malzeme paleti ile birleşiyor.
Fonksiyonel olarak organik formlu danışma bankoları, interaktif dokunmatik harita ekranları ve dijital sergileme panoları, ziyaretçinin şehri keşfetmesine olanak tanıyor.
Ahşap raf sistemlerinde şehir rehberleri ve kültürel yayınlar sergilenirken, mekân içine yerleştirilen küçük ağaçlar ve doğal taşlı oturma elemanları, dış mekândaki peyzajın içeride de devam ettiği hissini veriyor. Tarihi kent dokusu ile yüksek teknolojili çağdaş donatıları buluşturan proje, İstanbul’un yeni ve modern bir sembolü olarak öne çıkıyor.