İstanbul Boğazı kıyısında konumlanan Deniz Müzesi, denizcilik tarihini çağdaş bir müzecilik anlayışıyla buluşturan; sergi, araştırma, eğitim, kültür ve sosyal yaşam işlevlerini bir araya getiren bütüncül bir kültür yapısı olarak ele alınmıştır.
Projenin mimari ve iç mimari kurgusunda, koleksiyonun tarihsel karakterini ön plana çıkaran yalın ve zamansız bir tasarım dili benimsenmiştir. Doğal taş, koyu metal yüzeyler ve sıcak ahşap dokular; kontrollü aydınlatma ve geniş cam yüzeylerle birlikte kullanılarak denizle güçlü bir görsel ilişki kurulmuştur.
Sergileme Tasarımı
Sergi alanları, farklı ölçeklerdeki denizcilik objelerinin kendi mekânsal karakterlerini oluşturabileceği geniş ve esnek hacimler olarak tasarlanmıştır.
Tarihî kayık ve tekneler, gemi modelleri, haritalar ve denizcilik objeleri; koyu renkli sergileme yüzeyleri ve odaklanmış aydınlatma sistemiyle ön plana çıkarılmıştır. Ziyaretçi dolaşımı boyunca grafik anlatımlar, tarihsel belgeler ve büyük ölçekli objeler birbiriyle ilişkilendirilerek süreklilik gösteren bir sergi deneyimi oluşturulmuştur.
Kütüphane & Araştırma Alanları
Boğaz manzarasına yönelen kütüphane, müzenin araştırma ve eğitim işlevlerini destekleyen sakin bir çalışma ortamı olarak ele alınmıştır.
Geniş cam cepheler sayesinde doğal ışık ve deniz manzarası iç mekânın temel bileşenlerinden biri hâline gelirken; ahşap kitaplıklar, bireysel çalışma masaları ve dinlenme alanları daha sıcak ve davetkâr bir atmosfer oluşturur.
Kafe & Sosyal Alanlar
Müze kafesi, ziyaretçi deneyiminin sergi alanlarının dışına taşındığı sosyal bir buluşma noktası olarak tasarlanmıştır.
Boğaz manzarasına açılan geniş cam yüzeyler, doğal taş ve ahşap malzeme kullanımıyla desteklenmiş; iç mekân ile kıyı terası arasında güçlü bir görsel ve fiziksel süreklilik kurulmuştur.
Konferans Salonu
Konferans salonu; söyleşi, seminer, gösterim ve kurumsal etkinliklere ev sahipliği yapabilecek çok amaçlı bir kültür alanı olarak kurgulanmıştır.
Akustik gereksinimlerle bütünleşen ahşap yüzeyler ve kontrollü aydınlatma sistemi sayesinde hem işlevsel hem de müzenin genel tasarım karakteriyle uyumlu bir salon atmosferi oluşturulmuştur.
Kıyı ve Peyzaj Tasarımı
Yapının Boğaz ile kurduğu ilişki yalnızca iç mekânlarla sınırlı tutulmamış; kıyı promenadı, açık oturma alanları, peyzaj düzenlemeleri ve gölgelikli sosyal alanlarla müze çevresi kamusal yaşamın devam ettiği bir açık alan sistemi olarak ele alınmıştır.
Müze, kıyı boyunca oluşturulan yaya aksları ve peyzaj alanlarıyla çevresindeki kent dokusuna bağlanırken; açık alan kullanımları yapının kültürel işlevlerini dış mekâna taşıyan bir uzantı oluşturur.