Ankara’da kurgulanan "The Shelter" projesi; afet sonrası 90 günlük acil durum süreci için tasarlanmış, 30 kişilik kapasiteye sahip, çok katlı yeraltı yaşam merkezidir. Tasarımın temelini, insanların fiziksel güvenliğinin yanı sıra psikolojik olarak da güçlü hissetmelerini sağlamak ve sürekli görsel etkileşim yoluyla kolektif bir topluluk bilinci oluşturmak oluşturuyor.
Projenin yapısal omurgasını, 30x30x30 metre ölçülerindeki kübik bir yeraltı boşluğu etrafında örülen "tam yükseklikteki merkezi galeri" oluşturuyor. Bu galeri; özel yaşam alanları ile sosyal mekânlar arasında şeffaf ve kesintisiz bir görsel bağ kurarak, tecrit edilmişlik hissinin önüne geçiyor.
Mimari Kurgu ve Merkezi Atriyum
Projenin en dikkat çekici ögesi, merkezi atriyumda asılı duran ve dikey sirkülasyonu tanımlayan "büyük ölçekli, geometrik, iskeletsel (heykelsi) taşıyıcı sistemdir". Bu koyu metalik kafes yapı, yalnızca yapısal bir eleman değil; aynı zamanda mekânın görsel odağı ve sembolik bir yaşam ağacı gibi algılanmaktadır. Merkezden yayılan kehribar (amber) tonlarındaki sıcak aydınlatma, masif betonarme yüzeyler ve kehribar renkli yarı saydam cam korkuluklarla birleşerek betonun soğukluğunu kıran, umut verici ve güvenli bir atmosfer yaratıyor.
Katlar arası süreklilik; farklı seviyelerdeki teraslı yürüyüş yolları (geçitler), bekleme nişleri ve oturma adacıklarıyla sağlanıyor. Bu düzenleme, tüm sakinlerin günün her saati birbirini görebilmesine, etkileşim kurabilmesine ve topluluğun ritmini hissetmesine olanak tanıyor.
İç Mekân ve Fonksiyonel Bölgeler
Projenin iç mekân organizasyonu, mahremiyet ile sosyalleşmeyi dengeleyecek şekilde kurgulanmıştır:
Özel Yaşam Alanları (Yatak Odaları): Galeriye bakan tamamen şeffaf cam panellerle ayrılan odalar, kompakt ahşap mobilyalar, duvara gömülü depolama üniteleri, kişisel çalışma masaları ve yumuşak tekstil dokularıyla sıcak bir sığınak oluşturuyor. Odalardaki geniş cam yüzeyler, dışarıdaki dinamik yaşamla sürekli bir bağ kurarak yalnızlık hissini ortadan kaldırıyor.
Ortak Mutfak ve Yemekhane: Merkezi yaşamın kalbi olan bu alanda, uzun beton ve ahşap mutfak adası etrafında toplanan sakinler, toplu yemek hazırlığı yaparak etkileşime teşvik ediliyor.
Sunum ve Toplanma Alanı: Amfi tiyatro düzeninde kurgulanan bu bölge, bilgilendirme toplantıları, eğitimler ve kolektif karar alma süreçleri için geniş bir ekran ve oturma düzeniyle desteklenmiştir.
Betondan dökülen zeminler, ham ahşap dokular ve doğal malzemeler; projeye "endüstriyel ama insani" bir karakter kazandırırken, akıllı ısıtma ve nefes alan havalandırma sistemleri de 90 günlük süreç boyunca sürdürülebilir bir konfor sağlamayı amaçlamaktadır.